TVK m. 21, ana veya babalarına bağlı olarak Türk vatandaşlığını kaybeden çocuklara, ergin olmalarından itibaren üç yıl içinde 'seçme hakkı' tanımaktadır. Bu hakkın hukuki niteliği nedir? Bu hak, idarenin takdir yetkisine tabi midir, yoksa şartları taşıyan kişi için bir 'kazanılmış hak' mıdır?
TVK m. 21'de düzenlenen 'seçme hakkı', hukuki niteliği itibarıyla 'yenilik doğuran (inşai) bir hak'tır. Bu hakkın kullanılmasıyla, tek taraflı bir irade beyanıyla, kişinin vatandaşlık statüsünde bir değişiklik meydana gelir ve Türk vatandaşlığı (yeniden) kazanılır. Bu hakkın en önemli özelliği, idarenin takdir yetkisine tabi olmamasıdır. TVK m. 10'da düzenlenen 'yetkili makam kararıyla' vatandaşlık kazanılmasından farklı olarak, seçme hakkı, kanunda belirtilen şartları taşıyan kişi için bir 'subjektif hak' veya 'kazanılmış hak' niteliğindedir. İdarenin rolü, bu hakkın kullanılması için kanunda aranan objektif şartların var olup olmadığını tespit etmekten ibarettir. Bu şartlar şunlardır: 1. **Vatandaşlığın Kaybı Sebebi:** Kişinin, ana veya babasına bağlı olarak, onların çıkma izni alması suretiyle Türk vatandaşlığını kaybetmiş olması. 2. **Ergin Olma:** Kişinin erginliğe ulaşmış olması. 3. **Süre:** Hakkın, ergin olma tarihinden itibaren 'üç yıl içinde' kullanılması. Bu şartları taşıyan bir kişinin, süresi içinde başvurarak Türk vatandaşlığını seçtiğini beyan etmesi halinde, idarenin (Bakanlığın) bu talebi reddetme gibi bir takdir yetkisi yoktur. İdare, sadece şartların varlığını kontrol eder ve vatandaşlığa alınma kararını vermekle yükümlüdür. Bu durum, kanun koyucunun, bir zamanlar Türk vatandaşı olan veya Türk vatandaşı bir aileden gelen kişilere, kendi iradeleri dışında kaybettikleri vatandaşlığı geri kazanmaları için özel ve ayrıcalıklı bir imkan tanıma iradesini yansıtmaktadır. Seçme hakkıyla vatandaşlığın kazanılması, başvuruya ilişkin tespit kararının alındığı tarihten itibaren hüküm ifade eder (TVK m. 22).