Bir adi senede dayalı olarak ihtiyati haciz kararı alınmış ve uygulanmıştır. Daha sonra borçlu, bu senetteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek sahtelik iddiasında bulunmuştur. Bu durumda, uygulanan ihtiyati haczin akıbeti ne olur? Alacaklının haklarını korumak için ek bir talepte bulunma imkanı var mıdır? (HMK m. 209)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57849

Bu durumda, uygulanan ihtiyati haciz, borçlunun sahtelik iddiasından etkilenmez ve varlığını sürdürür. Bu sonuç, HMK m. 209'un farklı fıkralarının birlikte yorumlanmasından ortaya çıkar: - **HMK m. 209/1:** Adi bir senetteki imza inkar edildiğinde, 'bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.' Bu kural, sahtelik iddiası çözülene kadar senedin esasa ilişkin delil gücünü askıya alır. - **HMK m. 209/3:** Ancak bu fıkra, birinci fıkraya önemli bir istisna ve güvence getirir: 'Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez...' İhtiyati haciz de bir tür geçici hukuki koruma tedbiri olduğundan bu fıkra kapsamındadır. Dolayısıyla, borçlunun sahtelik iddiası, daha önce verilmiş ve uygulanmış olan ihtiyati haczin kaldırılmasına veya geçersiz hale gelmesine neden olmaz. Bu düzenlemenin amacı, metinde de belirtildiği gibi, alacaklıyı korumak ve borçlunun sahtelik iddiasını kötü niyetli bir şekilde kullanarak mallarını kaçırmasını önlemektir. Sahtelik iddiası ispatlanana kadar, alacaklının mevcut güvencesi devam eder. **Alacaklının Ek Talep İmkanı:** HMK m. 209/3'ün son cümlesi, alacaklıya ek bir güvence daha tanır: '...ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir.' Bu hüküm uyarınca, alacaklı, sahtelik iddiası nedeniyle yargılamanın uzayacağını ve mevcut tedbirin yetersiz kalabileceğini düşünüyorsa, mahkemeden borçlunun diğer malları üzerine de ihtiyati haciz konulması gibi yeni ve ek tedbirler talep etme hakkına sahiptir. Mahkeme, koşulları varsa bu talebi de kabul edebilir.