Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1426 K. sayılı kararında, grev ve lokavt yasağı kapsamında olmayan bir uyuşmazlıkta davacı işverenin hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi onanmıştır. Hukuki yararın 'güncel bir tehlike ile tehdit edilme' unsuru, grev hakkı olan bir durumda işveren açısından neden oluşmamaktadır? Grev kararının alınması, işveren için hukuken korunması gereken bir menfaati tehdit etmez mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1426 K. sayılı kararında, mahkemenin direnme kararının 'değişik gerekçe' ile onanmasının temelinde, davacı işverenin bu tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunmadığı tespiti yatmaktadır. Bu sonucun ardındaki mantık, grev hakkının hukuki niteliği ve TİS sürecindeki denge unsuru olmasıyla ilgilidir. Tespit davasında aranan 'güncel bir tehlike' unsuru, davacının bir hakkının veya hukuki durumunun 'hukuka aykırı' bir eylemle tehdit edilmesi anlamına gelir. Oysa, grev ve lokavt yasağı kapsamında olmayan bir işyerinde, işçi sendikasının kanuni prosedüre uygun olarak 'grev kararı alması', hukuka aykırı bir tehdit değil, Anayasa (m. 54) ve kanunlarla tanınmış bir 'hakkın kullanılmasıdır'. İşveren açısından durum şöyledir: - **Hukuki Durumda Belirsizlik Yoktur:** Grev yasağı olmayan bir durumda, TİS sürecinin nasıl işleyeceği kanunda açıktır. Uyuşmazlık halinde sendika grev kararı alır, işveren de buna karşı lokavt ilan edebilir. Süreç, tarafların güç mücadelesi ile devam eder. İşverenin hukuki durumu belirsiz veya tereddüt içinde değildir; yasal olarak tanımlanmış bir süreçle karşı karşıyadır. - **Tehdit 'Hukuki' Değil, 'Ekonomik'tir:** Grev kararı, işveren için ekonomik bir tehdit ve risk oluşturur. Ancak bu, 'hukuki bir tehlike' değildir. Zira hukuk düzeni, TİS sürecinde taraflar arasında bir denge kurulması için bu ekonomik baskı aracının (grevin) kullanılmasını meşru kabul etmiştir. İşverenin, kanunun meşru saydığı bir hakkın kullanılmasını 'hukuki bir tehlike' olarak nitelendirip mahkemeden bunun tespitini istemesi, hakkın özüne müdahale anlamına gelir. - **Tespit Hükmünün Elverişsizliği:** Mahkemenin 'bu işyerinde grev yasağı yoktur' şeklinde bir tespit kararı vermesi, işverenin karşı karşıya olduğu ekonomik riski ortadan kaldırmaz. Zaten durum budur ve sendika bu hakkını kullanacaktır. Bu nedenle tespit hükmü, işverenin asıl sorununu (grevle karşılaşma) çözmeye elverişli değildir. Sonuç olarak, hukuki yarar, hukuka aykırı bir duruma karşı korunma ihtiyacından doğar. Kanuni bir hakkın kullanılması, hukuka aykırı bir durum yaratmadığından, buna karşı açılan bir tespit davasında hukuki yarar yoktur. Bu nedenle YHGK, davacı işverenin davasını hukuki yarar yokluğundan reddeden mahkeme kararını sonuç itibarıyla doğru bulmuştur.