TCK m. 277/2, 'Birinci fıkradaki suçu oluşturan fiilin başka bir suçu da oluşturması halinde, fikri içtima hükümlerine göre verilecek ceza yarısına kadar artırılır' hükmünü içermektedir. Bu hüküm, TCK m. 44'te düzenlenen genel fikri içtima kuralına göre 'özel bir norm' niteliğinde midir? Bu özel düzenlemenin getirdiği sonuç nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57829

Evet, TCK m. 277/2'de yer alan hüküm, TCK m. 44'te düzenlenen genel fikri içtima kuralına göre 'özel bir norm' niteliğindedir ve öncelikli olarak uygulanır. TCK m. 44'teki genel fikri içtima kuralı, 'işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır' der. Bu kural uyarınca, örneğin tek bir tehdit eylemiyle hem TCK m. 106'daki tehdit suçu hem de TCK m. 277'deki etkilemeye teşebbüs suçu işlenseydi, sadece cezası daha ağır olan suçtan (varsayımsal olarak TCK m. 277) ceza verilmesi gerekirdi. Ancak, TCK m. 277/2'deki özel düzenleme bu sonucu değiştirmektedir. Bu hüküm, farklı bir çözüm öngörür: - Fail, yine fikri içtima kuralları gereği en ağır cezayı gerektiren suçtan, yani TCK m. 277'den cezalandırılır. - Ancak bu ceza, 'yarısına kadar artırılır'. Bu özel düzenlemenin getirdiği sonuç, failin daha ağır bir ceza ile cezalandırılmasıdır. Kanun koyucu, yargı görevi yapanı etkilemeye yönelik fiilin, aynı zamanda tehdit, hakaret, rüşvet gibi başka bir suçu da oluşturmasını, suçun haksızlık içeriğini artıran özel bir 'ağırlaştırıcı neden' olarak görmüştür. Bu nedenle, sadece en ağır suçun cezasını vermekle yetinmemiş, bu ceza üzerinden bir de artırım yapılmasını öngörmüştür. Bu düzenleme, bir nevi 'görünüşte içtima' hallerinden olan 'bileşik suç' (TCK m. 42) mantığına benzer. Bileşik suçta da bir suçun içinde başka bir suç unsur olarak yer alır ve faile sadece bileşik suçtan ceza verilir. TCK m. 277/2'de ise, fiilin başka bir suçu da oluşturması, temel suçun cezasını artıran bağımsız bir neden olarak düzenlenmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/1833 E., 2017/7745 K. sayılı kararı da bu özel içtima kuralının uygulanması gerektiğine işaret etmektedir.