HMK m. 209/3, 'Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez' demektedir. Bu hükmün amacı nedir? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/2185 K. sayılı kararını da dikkate alarak, sahtelik iddiasının, borçlunun kötü niyetli bir şekilde alacaklının haklarına ulaşmasını engelleme aracı olarak kullanılmasının önüne nasıl geçildiğini izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57825

HMK m. 209/3'te yer alan bu hükmün temel amacı, alacaklının haklarını korumak ve sahtelik iddiasının bir taktik olarak kötüye kullanılmasını önlemektir. Bir senede dayalı olarak verilen ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz gibi geçici hukuki koruma tedbirleri, alacağın yargılama sonuna kadar güvence altına alınmasını sağlar. Eğer adi bir senetteki imza veya yazıya yönelik basit bir inkar, daha önce verilmiş olan bu tedbirleri kendiliğinden kaldıracak olsaydı, borçlular bu yolu kötü niyetli bir şekilde kullanarak alacaklının aldığı güvenceyi kolayca ortadan kaldırabilir ve bu sırada mallarını kaçırabilirlerdi. Kanun koyucu, bu riski öngörerek, sahtelik iddiasının mevcut tedbirleri etkilemeyeceğini açıkça düzenlemiştir. Yani, borçlu senedin sahte olduğunu iddia etse bile, daha önce o senede dayanılarak konulmuş olan haciz veya tedbir devam eder. Bu durum, 'sahtelik iddiası ispatlanana kadar senedin ve ona dayalı işlemlerin geçerliliğini koruması' prensibine dayanır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/1324 E., 2016/1482 K. ve 2017/1389 E., 2017/2185 K. sayılı kararlarında da bu ilke vurgulanmıştır. Bu kararlarda, borçlunun açtığı menfi tespit davasında verilen 'icra takibinin durdurulmasına' yönelik tedbir kararının veya sahtelik iddiasının, 'ihtiyati haciz kararı' verilmesine engel teşkil etmeyeceği belirtilmiştir. Çünkü ihtiyati haciz, bir icra takip işlemi değil, bir muhafaza tedbiridir. Sahtelik iddiası, HMK m. 209/1 uyarınca senedin esasa ilişkin işlemlerde kullanılmasını engellerken, m. 209/3 uyarınca alacaklının hakkını güvence altına alan ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz gibi koruma tedbirlerini etkilemez. Hatta aynı fıkra, 'gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir' diyerek alacaklının korunmasını daha da pekiştirmiştir. Bu şekilde, yargılama süresince tarafların menfaat dengesi korunmuş olur.