6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesi, işçinin işverenden alacağına ilişkin ibranameler için hangi geçerlilik şartlarını öngörmektedir? Bu şartları taşımayan bir ibranamenin veya hakkın gerçek tutarını içermeyen bir ödeme belgesinin hukuki akıbeti ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57816

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 420. maddesi, işçiyi koruma amacı güden emredici hükümlerle işçilik alacaklarına ilişkin ibranameler için özel geçerlilik şartları getirmiştir. Bu şartlar şunlardır: 1. **Yazılı Şekil:** İbra sözleşmesi mutlaka yazılı olarak yapılmalıdır. 2. **Bir Aylık Bekleme Süresi:** İbranamenin düzenlendiği tarih, hizmet sözleşmesinin sona ermesinden itibaren en az bir ay sonra olmalıdır. İş ilişkisi devam ederken veya fesihle birlikte hemen alınan ibranameler geçersizdir. 3. **İçeriğin Belirli Olması:** İbra konusu alacağın türü (kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti vb.) ve miktarı açıkça belirtilmelidir. Genel ifadelerle 'tüm alacaklarımı aldım' şeklindeki ibranameler bu şartı sağlamaz. 4. **Ödemenin Noksansız ve Banka Aracılığıyla Yapılması:** Ödemenin, ibranamede belirtilen hak tutarına göre noksansız olarak ve mutlaka banka kanalıyla yapılması zorunludur. Elden yapılan ödemeler bu şartı karşılamaz. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibranameler, TBK m. 420/2 uyarınca 'kesin olarak hükümsüzdür'. Yani, bu belgeye dayanarak işçinin haklarından feragat ettiği veya borcun sona erdiği iddia edilemez. Hakkın gerçek tutarında ödeme içermeyen veya kısmi ödeme yapılan ibranameler veya ibra beyanı içeren diğer ödeme belgeleri ise, TBK m. 420/3 uyarınca 'içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmünde' kabul edilir. Yani, işveren sadece ödediği kısmı ispatlamış olur, işçinin bakiye alacak talebi devam eder. Bu durumda dahi ödemenin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunluluğu devam etmektedir. (Yargıtay 9. HD, 15.09.2021 T, 2021/7918 E., 2021/11978 K.)