HMK m. 19/2, yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazında bulunan davalının yetkili mahkemeyi de bildirmesi gerektiğini, aksi halde yetki itirazının dikkate alınmayacağını düzenlemektedir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2017/5937 K. sayılı kararını da dikkate alarak bu kuralın usul ekonomisi ilkesi ve dürüstlük kuralı açısından önemini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57812

HMK m. 19/2'de yer alan bu kural, usul ekonomisi ve dürüstlük kuralının önemli bir yansımasıdır. Davalının sadece 'mahkeme yetkisizdir' demekle yetinmeyip, kendisine göre yetkili olan mahkemeyi de göstermesi zorunluluğu, davanın sürüncemede kalmasını engellemeyi amaçlar. Eğer davalı yetkili mahkemeyi göstermezse, mahkemenin yetkisizlik kararı vermesi durumunda davanın hangi mahkemede devam edeceği belirsiz kalır. Bu durum, davacının yeniden yetkili mahkemeyi araştırıp bulması ve dosyanın gönderilmesi için tekrar talepte bulunması gibi ek usuli işlemlere ve zaman kaybına yol açar. Kural, davalıya salt bir itiraz hakkı tanımakla kalmayıp, bu itirazı yapıcı bir şekilde kullanma yükümlülüğü getirir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/8036 E., 2017/5937 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, yetkili mahkemeyi göstermeyen davalının yetki itirazının dikkate alınmaması, bu yükümlülüğün bir müeyyidesidir. Bu, aynı zamanda dürüstlük kuralının bir gereğidir. Davalı, sadece yargılamayı geciktirmek amacıyla soyut bir yetki itirazında bulunamaz; itirazında samimi ise, davanın görülmesi gereken doğru mahkemeyi de işaret etmelidir. Böylece hem mahkemenin iş yükü azalır hem de tarafların hak arama süreci hızlanır, bu da doğrudan usul ekonomisi ilkesine hizmet eder.