Anayasa Mahkemesi'nin Hicret Aksoy kararında, gözaltı ve tutuklama tedbirinin hukuka aykırılığını tespit etmeden, sadece ödenen tazminatın yetersizliği nedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının ihlal edildiğine nasıl karar verilmiştir? Bu karar, CMK m. 141 kapsamındaki 'haksız' ve 'hukuka aykırı' tutuklama kavramları arasındaki ayrımı nasıl şekillendirmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57809

Anayasa Mahkemesi (AYM), Hicret Aksoy başvurusunda (B. No: 2021/2107), öncelikle tedbirlerin (gözaltı ve tutuklama) Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına uygunluğunu denetlemiştir. Mahkeme, başvurucunun 14 aylık bakıma muhtaç bir bebeği olması ve bu özel durumun göz ardı edilmesi nedeniyle gözaltı tedbirini 'ölçüsüz' bulmuş ve dolayısıyla Anayasa m. 19/3'ün ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Bu tespit, tedbirin 'hukuka aykırı' olduğu anlamına gelmektedir. AYM, bir tedbirin Anayasa'nın 19. maddesinin ilk sekiz fıkrasına aykırı olduğunu tespit ettikten sonra, 19. maddenin dokuzuncu fıkrası uyarınca devletin bu hukuka aykırılıktan doğan zararı 'tazminat hukukunun genel prensiplerine göre' ödeme yükümlülüğünü inceler. Derece mahkemesi, beraat kararı sonrası CMK m. 141/1-e uyarınca 'haksız' tutuklama gerekçesiyle bir tazminat ödemiş, ancak bu tazminat miktarını belirlerken tedbirin 'hukuka aykırılığını' (ölçüsüzlüğünü) dikkate almamıştır. AYM, derece mahkemesince ödenen tazminatın, kendisinin benzer durumlarda hükmettiği miktarlara kıyasla düşük olduğunu ve bu nedenle 'hakkın özünü zedeleyecek' düzeyde yetersiz kaldığını tespit etmiştir. Sonuç olarak ihlal kararı, hukuka aykırılığı tespit edilen bir tedbire karşılık olarak ödenen tazminatın yetersiz olması nedeniyle verilmiştir. Bu karar, CMK m. 141/1-a (kanuna aykırı yakalama) ile CMK m. 141/1-e (beraat sonrası tazminat) arasındaki farkı netleştirmektedir. Beraatle sonuçlanan her tutuklama 'haksız' sayılabilir ve tazminata konu olabilir, ancak bir tutuklamanın 'hukuka aykırı' (örn. delil yetersizliği, ölçüsüzlük) olması, Anayasal bir ihlal teşkil eder ve bu durumun tazminat miktarında özellikle gözetilmesi gerekir. (Anayasa Mahkemesi Kararı, Hicret Aksoy Başvurusu, B. No: 2021/2107, K.T: 13/4/2022, §§ 65-70)