Bir tacir, başka bir tacire sattığı mala ilişkin faturayı göndermiş ve faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemiştir. Ancak daha sonra alacak için başlatılan icra takibine borçlu itiraz etmiştir. Davacı, itirazın iptali davasında, HMK m. 19'a aykırı olarak yetki itirazında bulunmayan davalının yetki itirazının reddedilmesi gerektiğini savunurken, davalı ise HMK m. 10 uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin yetkili olduğunu savunmaktadır. Bu durumda mahkeme yetkiyi nasıl değerlendirmelidir? Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2017/5937 K. sayılı kararındaki ilke bu duruma uygulanabilir mi?
Bu sorudaki uyuşmazlık, HMK'daki genel ve özel yetki kuralları ile yetki itirazının usulüne ilişkin kuralların kesişim noktasındadır. Öncelikle, davalının yetki itirazında bulunup bulunmadığı ve bunu usulüne uygun yapıp yapmadığı incelenmelidir. HMK m. 19/2, yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazının 'cevap dilekçesinde' ileri sürülmesi gerektiğini ve itiraz eden tarafın 'yetkili mahkemeyi' bildirmesi gerektiğini amirdir. HMK m. 19/4 ise, süresinde ve usulüne uygun yetki itirazında bulunulmazsa, davanın açıldığı mahkemenin yetkili hale geleceğini belirtir. Somut olayda, eğer davalı cevap dilekçesinde bir yetki itirazında bulunmamışsa, davanın açıldığı mahkeme artık yetkili hale gelmiştir ve mahkeme, davalının sonradan ileri süreceği yetki iddialarını veya HMK m. 10'a ilişkin savunmasını dikkate alamaz. Davacının bu yöndeki savunması haklıdır. Eğer davalı, cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmuş ancak yetkili mahkemeyi (örneğin kendi ikametgahı veya sözleşmenin ifa yeri mahkemesi) göstermemişse, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/8036 E., 2017/5937 K. sayılı kararındaki ilke devreye girer. Bu karara göre, 'davalı yetki itirazında yetkili mahkemeyi göstermeye mecburdur. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.' Bu durumda da mahkeme, davalının usulüne uygun olmayan yetki itirazını reddederek işin esasına girmelidir. TTK m. 21/2 uyarınca faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemesi, sadece faturanın içeriğini (malın cinsi, miktarı, bedeli) kabul edildiği anlamına gelir; bu durum bir yetki sözleşmesi kurulduğu anlamına gelmez. Yetki, HMK'daki kurallara göre belirlenir. Sonuç olarak, mahkemenin öncelikle davalının süresinde ve HMK m. 19/2'deki şartlara (cevap dilekçesinde ve yetkili mahkemeyi göstererek) uygun bir yetki itirazı yapıp yapmadığını denetlemesi gerekir. Böyle bir itiraz yoksa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale geldiğinden, işin esasına girerek karar vermelidir.