Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1426 K. sayılı kararında, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması, HMK m. 114/h uyarınca bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. Bu 'hukuki yarar' şartının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ve Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen 'hak arama özgürlüğü' ile olan ilişkisi nedir? Hukuki yarar şartı, hak arama özgürlüğünü kısıtlayan bir engel midir, yoksa bu hakkın dürüstlük kuralına uygun kullanılmasını sağlayan bir güvence midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57799

YHGK'nın 2017/1426 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'hukuki yarar' şartı (dava açmakta korunmaya değer bir menfaatin bulunması), hak arama özgürlüğünü (AİHS m. 6, Anayasa m. 36) kısıtlayan bir engel değil, tam aksine bu hakkın amacına uygun ve dürüstlük kuralı çerçevesinde kullanılmasını sağlayan bir güvencedir. İlişki şu şekilde açıklanabilir: 1. **Hak Arama Özgürlüğünün Sınırsız Olmaması:** Hak arama özgürlüğü, mutlak ve sınırsız bir hak değildir. Her hak gibi, bu hakkın da kötüye kullanılmaması gerekir. Bir kişinin, mahkemeden hukuki bir koruma elde etme ihtiyacı olmaksızın, sırf karşı tarafı taciz etmek, zaman kaybettirmek veya soyut bir durumu tespit ettirmek için dava açması, yargı sistemini gereksiz yere meşgul eder ve hakkın kötüye kullanılması anlamına gelir. 2. **Usul Ekonomisi ve Dürüstlük Kuralı:** Hukuki yarar şartı, bu türden 'haksız davaların' açılmasını en başından engelleyerek mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmesinin önüne geçer. Bu, doğrudan 'usul ekonomisi' ilkesine hizmet eder. Aynı zamanda, bir kişinin dava açmakta hukuk düzeni tarafından korunan meşru, kişisel ve güncel bir menfaati olmasını arayarak, dava hakkının Medeni Kanun m. 2'de düzenlenen 'dürüstlük kuralı'na uygun kullanılmasını temin eder. 3. **Engelden Ziyade Filtre Görevi:** Hukuki yarar, gerçek bir hukuki korunma ihtiyacı olanların mahkemeye erişimini engellemez. Sadece, böyle bir ihtiyacı olmayanların sistemi tıkamasını önleyen bir 'filtre' görevi görür. Dava açmakta meşru bir menfaati olan herkesin hak arama özgürlüğü devam eder. Metinde de belirtildiği gibi, 'bu ilkeden hareketle dava şartı olarak hukuki yararın varlığının mahkemece ... gözetilmesi ... haksız davalar açmak suretiyle dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır.' Sonuç olarak, hukuki yarar, hak arama özgürlüğünün özüne dokunan bir kısıtlama değil, bu özgürlüğün sağlıklı işleyişini sağlayan, onu anlamsız ve gereksiz davalardan koruyan meşru bir usuli araçtır.