Soruşturma aşamasında, şüphelinin tutuklanması veya adli kontrole tabi tutulması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilmesi durumunda, şüphelinin ve müdafiinin savunması, CMK m. 206'daki gibi yargılamanın esasına ilişkin delil tartışmalarını kapsayabilir mi? Soruşturma aşamasındaki sorgunun hukuki niteliği ve sınırları nelerdir?
Hayır, soruşturma aşamasında tutuklama veya adli kontrol talebiyle yapılan sorguda, şüpheli ve müdafiinin savunması, CMK m. 206'daki gibi yargılamanın esasına (suçun sübutuna, vasfına, cezaya) ilişkin delil tartışmalarını kapsayamaz. Soruşturma aşamasındaki sorgunun hukuki niteliği ve sınırları, kovuşturmadaki sorgudan farklıdır. Metinde de belirtildiği gibi, soruşturma aşamasındaki sorgunun amacı, yargılamanın esasını çözümlemek değil, sadece ve sadece kişi hürriyetini kısıtlayan 'tutuklama' veya 'adli kontrol' koruma tedbirlerinin CMK'da aranan şartlarının (CMK m. 100 ve 109) o an itibarıyla mevcut olup olmadığını tartışmaktır. **Sorgunun Sınırları:** 1. **Konu:** Tartışma, 'kuvvetli suç şüphesi', 'tutuklama nedenleri (kaçma, delil karartma şüphesi)' ve 'ölçülülük' ilkeleriyle sınırlıdır. Şüpheli ve müdafii, dosyada tutuklamayı gerektirecek düzeyde kuvvetli suç şüphesi olmadığını, kaçma veya delil karartma tehlikesinin bulunmadığını veya adli kontrol gibi daha hafif bir tedbirin yeterli olacağını ileri sürebilir. 2. **Delil Tartışması:** Deliller, sadece 'kuvvetli suç şüphesinin' varlığını veya yokluğunu göstermeye yetecek ölçüde tartışılır. Delillerin esasa etkisini, güvenirliğini, hukuka uygunluğunu veya suçun unsurlarını ispat edip etmediğini derinlemesine tartışmak, kovuşturma aşamasının ve görevli mahkemenin işidir. Soruşturma sorgusunda, tüm tanıkların dinlenmesi, tüm bilirkişi raporlarının tartışılması gibi talepler kabul görmez. 3. **Hakimin Rolü:** Sulh ceza hakiminin görevi, 'acaba sanık bu suçu işledi mi?' sorusuna cevap aramak değil, 'bu şüpheliyi bu delillerle soruşturma sonuna kadar tutuklamak veya adli kontrole tabi tutmak zorunlu ve orantılı mıdır?' sorusunu cevaplamaktır. Sonuç olarak, soruşturma aşamasındaki sorgu, yargılamanın esasına yönelik bir 'sorgu' değil, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yapılacak müdahalenin hukuka uygunluğunu denetlemeye yönelik 'sınırlı bir dinleme ve tartışma' faaliyetidir. Müdafiin bu sınırlar dışına çıkarak esasa ilişkin delil tartışması yapmaya çalışması ve hakimin buna izin vermemesi, savunma hakkının kısıtlanması olarak nitelendirilemez.