TCK m. 277 kapsamında 'yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs' suçu, bir teşebbüs suçudur. Bu suçun tamamlanması için, yargı görevi yapan kişinin fiilen etkilenmesi ve istenen yönde bir karar vermesi veya işlem yapması gerekir mi? Suçun 'teşebbüs' olarak düzenlenmesinin hukuki anlamını açıklayınız.
Hayır, TCK m. 277'de düzenlenen suçun tamamlanması için yargı görevi yapan kişinin (hakim, savcı, avukat, tanık, bilirkişi) fiilen etkilenmesi ve failin istediği yönde bir karar vermesi veya işlem yapması gerekmez. Suç, kanuni tanımında '...etkilemeye teşebbüs eden kişi...' denilerek bir 'tehlike suçu' ve 'teşebbüs suçu' olarak düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin hukuki anlamı şudur: 1. **Suçun Tamamlanma Anı:** Suç, failin, yargı görevi yapanı hukuka aykırı olarak etkilemeye yönelik olan fiili (emir verme, baskı yapma, nüfuz icra etme, iltimasta bulunma vb.) gerçekleştirdiği anda tamamlanmış olur. Failin bu yöndeki iradesini ortaya koyan icra hareketini yapmasıyla suç oluşur. Örneğin, hakime 'bu davada beraat kararı ver' şeklinde bir emir içeren mektubu göndermesiyle veya tanığı 'ifadeni değiştir' diye tehdit etmesiyle suç tamamlanır. 2. **Netice Aranmaması (Tehlike Suçu):** Kanun koyucu, bu fiillerin işlenmesini, adil yargılanma hakkı ve yargının tarafsızlığı için başlı başına bir tehlike olarak görmüştür. Bu nedenle, fiilin sonucunda yargı mensubunun etkilenip etkilenmemesi, iradesinin değişip değişmemesi veya istenen kararı verip vermemesi önemli değildir. Suç, bu fiillerin yarattığı 'tehlike' nedeniyle cezalandırılmaktadır. Bu, suçu bir 'zarar suçu'ndan ziyade bir 'tehlike suçu' haline getirir. 3. **Yargı Bağımsızlığının Korunması:** Suçun 'teşebbüs' olarak düzenlenmesi, yargı bağımsızlığına ve adil yargılanma sürecine yönelik en ufak bir müdahaleyi bile en başından cezalandırma amacı taşır. Eğer suçun tamamlanması için sonucun (etkilenmenin) gerçekleşmesi aransaydı, yargıya yönelik birçok müdahale cezasız kalabilir ve bu durum yargının saygınlığını ve tarafsızlığını ciddi şekilde zedeleyebilirdi. TCK m. 277'nin gerekçesinde de 'emir verildiği, baskı yapıldığı veya nüfuz icra edildiği veya etki yapılmasına girişildiği anda cürüm tamamlanmış olur' denilerek bu durum açıkça ifade edilmiştir.