CMK m. 280/1-g'deki 'gerekli tedbirleri aldıktan sonra davanın yeniden görülmesine... karar verilir' ifadesi, bölge adliye mahkemesinin duruşma açmadan önce dosya üzerinden tutuklama kararı verebileceği şeklinde yorumlanabilir mi? Metindeki yazarın bu konudaki eleştirilerini 'koruma tedbirlerinde kıyas yasağı' ve 'savunma hakkı' ilkeleri çerçevesinde analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57789

CMK m. 280/1-g'deki 'gerekli tedbirler' ifadesinin, duruşma açılmadan önce dosya üzerinden tutuklama kararı verme yetkisi tanıyıp tanımadığı tartışmalıdır. Madde gerekçesi, 'gerekirse sanığın tutukluluğuna karar verilerek... duruşma hazırlığına başlanır' diyerek bu yoruma kapı aralasa da, metnin yazarı bu yaklaşıma önemli eleştiriler getirmektedir: 1. **Koruma Tedbirlerinde Belirlilik ve Kıyas Yasağı:** Tutuklama, kişi hürriyetini en ağır şekilde kısıtlayan bir koruma tedbiridir. Anayasa'nın temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceği ilkesi gereği, tutuklamaya ilişkin usul ve şartların kanunda 'açık ve belirli' olarak düzenlenmesi gerekir. 'Gerekli tedbirler' gibi genel ve belirsiz bir ifadeden, sorgusuz tutuklama gibi ağır bir yetkinin çıkarılması, koruma tedbirlerinde kıyas ve genişletici yorum yasağına aykırıdır. Madde gerekçesi kanun metnine dahil olmadığından, tek başına bu kadar geniş bir yetkiyi meşrulaştıramaz. 2. **Savunma Hakkı ve Yüz Yüzelik:** CMK, gıyapta/yoklukta tutuklamayı (kaçak sanıklar hariç) kaldırmıştır. Tutuklama kararından önce sanığın müdafii huzurunda sorgusunun yapılması (CMK m. 101) ve kendisine isnat edilen suçlamalara karşı savunma yapma imkanı tanınması, savunma hakkının ve 'silahların eşitliği' ilkesinin temel bir gereğidir. Dosya üzerinden, sanığı dinlemeden, savunmasını almadan verilecek bir tutuklama kararı, bu temel ilkelere ve adil yargılanma hakkına açıkça aykırı olacaktır. Sonuç olarak yazar, CMK m. 280/1-g'deki 'gerekli tedbirler' ifadesinin, sanığın duruşmaya katılımını sağlamak için çağrı kağıdı çıkarmak, zorla getirme emri düzenlemek gibi daha hafif tedbirleri kapsadığını, ancak sorgusuz tutuklamayı içermediğini savunmaktadır. BAM, sanığın tutuklanması gerektiğini düşünüyorsa, duruşmayı açmalı, sanığın usulünce sorgusunu yapmalı ve ancak ondan sonra CMK m. 100'deki şartların varlığı halinde tutuklama kararı vermelidir. Bu yaklaşım, kişi hürriyeti ve savunma hakkına ilişkin güvencelerle daha uyumludur.