6352 ve 6545 sayılı Kanunlarla TCK m. 277'de yapılan değişiklikler, 'yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs' suçunun kapsamını nasıl daraltmıştır? Özellikle 'soruşturma aşaması' ve 'tanıklar' açısından değişiklik öncesi ve sonrası durumu karşılaştırarak açıklayınız.
TCK m. 277'de yapılan değişiklikler, suçun kapsamını önemli ölçüde daraltmıştır: 1. **Soruşturma Aşaması Yönünden:** Değişiklik öncesi madde metni, 'görülmekte olan bir dava veya yapılmakta olan bir soruşturmada' işlenen etkileme teşebbüslerini cezalandırıyordu. 6545 sayılı Kanun'un 69. maddesi ile 'veya yapılmakta olan bir soruşturmada' ibaresi metinden çıkarılmıştır. Bu değişikliğin sonucu olarak, suç artık sadece 'görülmekte olan bir dava' aşamasında işlenebilir hale gelmiştir. Soruşturma aşamasında (yani iddianamenin kabulünden önceki evrede) savcıyı, sulh ceza hakimini veya bilirkişiyi etkilemeye yönelik eylemler TCK m. 277 kapsamında suç olmaktan çıkmıştır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2015/4193 E., 2016/3671 K. sayılı kararı da bu değişikliği teyit ederek, soruşturma aşamasına yönelik eylemin suç oluşturmadığına hükmetmiştir. 2. **Tanıklar Yönünden:** 6352 sayılı Kanun'un 90. maddesiyle TCK m. 277 yeniden düzenlenmeden önce, madde metni sadece 'yargı görevi yapanları' (hakim, savcı, avukat) hedef alıyordu. Bu dönemde tanıkları etkilemeye teşebbüs, bu madde kapsamında değildi. Ancak 6352 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle madde metnine açıkça 'bilirkişiyi veya tanığı' ifadeleri eklenmiştir. Böylece, görülmekte olan bir davada tanığı, yalan beyanda bulunması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması için hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs etmek de TCK m. 277 kapsamında suç olarak tanımlanmıştır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/4300 E., 2018/1184 K. sayılı kararında, değişiklik öncesi dönemde tanığı tehdit etme eyleminin TCK m. 277 kapsamında olmadığı, ancak basit tehdit suçunu oluşturabileceği belirtilmiştir. Değişiklik sonrası ise bu tür bir eylem, koşulları varsa hem tehdit hem de TCK m. 277 suçlarını oluşturabilir ve TCK m. 44 (fikri içtima) ve TCK m. 277/2 (özel içtima kuralı) hükümleri gündeme gelebilir.