TCK m. 225'te düzenlenen 'hayasızca hareketler' suçu ile TCK m. 105'te düzenlenen 'cinsel taciz' suçu arasındaki ayrım, fiilin 'belirli bir kişiye yönelik olup olmaması' kriterine göre nasıl yapılmaktadır? Yargıtay 18. Ceza Dairesi ile 14. Ceza Dairesi'nin bu konudaki farklı yaklaşımlarını ve fikri içtima (TCK m. 44) kurumunun bu ayrımdaki rolünü açıklayınız.
Teşhircilik eyleminin TCK m. 225 (hayasızca hareketler) mi yoksa TCK m. 105 (cinsel taciz) mi oluşturacağı konusundaki temel ayrım kriteri, eylemin belirli bir mağduru hedef alıp almadığıdır. Ancak Yargıtay daireleri arasında bu konuda farklı yaklaşımlar mevcuttur. - **Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin Yaklaşımı:** Bu Dairenin 02.07.2020 tarihli, 2019/4669 E. sayılı kararında benimsediği görüşe göre, eğer cinsel amaçlı teşhir eylemi (örneğin cinsel organ gösterme) doğrudan belirli bir mağduru hedef alarak gerçekleştirilmişse TCK m. 105'teki cinsel taciz suçu oluşur. Eğer eylem, belirli bir mağduru hedef almadan, genel ve belirsiz kişilere yönelik olarak 'alenen' gerçekleştirilmişse TCK m. 225'teki hayasızca hareketler suçu oluşur. Bu yaklaşıma göre iki suç arasında bir içtima ilişkisi değil, bir ayrım ve tercih ilişkisi vardır. Mağdurun hedeflenip hedeflenmediği, suçun vasfını belirleyen temel unsurdur. - **Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin Yaklaşımı ve Fikri İçtima:** 14. Ceza Dairesi ise 31.05.2016 tarihli, 2014/5613 E. sayılı kararında farklı bir yaklaşım sergilemiştir. Bu karara göre, failin cinsel organını belirli mağdurlara göstermesi şeklindeki tek bir eylem, hem o mağdurlara yönelik olduğu için 'cinsel taciz' suçunu (TCK m. 105) hem de aleni bir şekilde işlendiği için 'hayasızca hareketler' suçunu (TCK m. 225) oluşturur. Bu durumda fail, işlediği tek bir fiil ile birden fazla farklı suçun kanuni tanımını ihlal ettiğinden, TCK m. 44'te düzenlenen fikri içtima kuralı uygulanmalıdır. Fikri içtima gereği, fail bu suçlardan cezası en ağır olanından (cinsel taciz) sorumlu tutulmalıdır. Kanaatimizce, 14. Ceza Dairesi'nin fikri içtima yaklaşımı daha isabetlidir. Çünkü 'aleniyet' unsuru, fiilin işlendiği yerin niteliğiyle ilgiliyken, 'mağduru hedef alma' unsuru fiilin yöneldiği kişiyle ilgilidir. Bir fiil, hem aleni bir yerde işlenip hem de belirli bir kişiyi hedef alabilir. Bu durumda her iki suçun da unsurları gerçekleşmiş olur ve TCK m. 44'ün uygulanması hukuken zorunludur.