Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2016/7362 E. sayılı kararının karşı oyunda, 18 yaşını dolduran sanık için zorunlu müdafiliğin 'ihtiyari müdafiliğe' dönüştüğü savunulmuştur. Bu iki müdafilik türü arasında, müdafiin duruşmada hazır bulunmaması açısından ne gibi bir temel fark vardır?
Bu iki müdafilik türü arasında, müdafiin duruşmada bulunmamasının sonuçları açısından temel bir fark vardır: - **Zorunlu Müdafilik (CMK m. 150):** Kanunun belirli durumlarda (sanığın çocuk, sağır-dilsiz, malul olması veya cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması gibi) sanığın savunması için bir müdafiin bulunmasını 'zorunlu' kıldığı haldir. Bu durumda müdafi, yargılamanın zorunlu bir unsurudur. Onun yokluğunda yapılan işlemler (sorgu, hükmün tefhimi vb.) geçersizdir ve savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle mutlak bozma nedenidir. Mahkeme, zorunlu müdafi mazeretsiz gelmezse duruşmayı ertelemek veya yeni bir müdafii atamak zorundadır (yeni KHK düzenlemeleri hariç). - **İhtiyari Müdafilik:** Sanığın, kanunen zorunlu olmamasına rağmen, kendi isteğiyle bir müdafiden hukuki yardım aldığı haldir. Bu durumda müdafi, yargılamanın zorunlu bir unsuru değildir. Eğer sanık duruşmada hazırsa ve müdafii mazeretsiz olarak gelmemişse, sanığın talebi olmadıkça mahkeme duruşmaya devam edebilir ve hüküm kurabilir. Müdafiin yokluğu, tek başına savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelmez. Karşı oyda, 18 yaşını dolduran sanık için durumun ihtiyari müdafiliğe dönüştüğü, bu nedenle müdafiin yokluğunda karar verilmesinin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.