Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/3897 E. sayılı kararında, sanığın hakime noterden ihtarname çekme eyleminin, 'dava sırasında iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında' değerlendirilebileceği ima edilmiştir. İddia ve savunma dokunulmazlığı (TCK m. 128) nedir ve bu dokunulmazlığın sınırları nelerdir?
İddia ve savunma dokunulmazlığı (TCK m. 128), yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı veya sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında, kişilerle ilgili olarak somut isnatlarda veya olumsuz değerlendirmelerde bulunulması halinde, hakaret ve iftira suçlarının oluşmayacağını düzenleyen bir hukuka uygunluk nedenidir. Bu dokunulmazlığın amacı, hak arama hürriyetinin ve savunma hakkının serbestçe ve baskı altında kalmadan kullanılmasını sağlamaktır. Ancak bu dokunulmazlık sınırsız değildir. Sınırları şunlardır: 1. **Bağlam Sınırı:** İddia ve savunmaların, görülmekte olan bir uyuşmazlıkla ilgili ve onun çözümü için gerekli olması gerekir. Konuyla ilgisiz, alakasız isnatlar dokunulmazlık kapsamında değildir. 2. **Üslup Sınırı:** Kullanılan ifadelerin, iddia ve savunmanın gerektirdiği sınırlar içinde kalması, hakaret kastıyla veya keyfi olarak onur ve saygınlığı zedeleyici nitelikte olmaması gerekir. Kararda, hakime ihtarname çekmenin alışılmış bir yol olmasa da, sanığın davasıyla ilgili bir konuda, savunma hakkı kapsamında yaptığı bir girişim olarak değerlendirilebileceği ve bu nedenle TCK m. 277'nin aradığı 'hukuka aykırılık' unsurunu taşımadığı sonucuna varılmıştır. Yani eylem, meşru savunma sınırları içinde bir hak kullanımı olarak görülmüştür.