Yetkinin kesin olmadığı bir boşanma davasında, davalı erkek, süresi içinde verdiği cevap dilekçesinde usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmuştur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/18996 E. sayılı kararına göre, mahkemenin bu yetki itirazını hadise şeklinde incelemeksizin ve bu konudaki ara kararını davalıya tebliğ etmeksizin yargılamaya devam edip hüküm kurması, hangi temel hakkın ihlalidir?
Bu durum, öncelikle Anayasa m. 36 ve AİHS m. 6'da güvence altına alınan 'adil yargılanma hakkı'nın bir unsuru olan 'hukuki dinlenilme hakkı'nın (HMK m. 27) ihlalidir. Hukuki dinlenilme hakkı, tarafların yargılamayla ilgili olarak bilgi sahibi olmalarını, açıklama ve ispat hakkını kullanmalarını ve mahkemenin de bu açıklamaları dikkate alarak karar vermesini içerir. Karara göre mahkeme, davalının usulüne uygun yaptığı yetki itirazını bir 'ön sorun' (hadise) olarak HMK m. 164'e göre incelememiş, bu konudaki ara kararını davalıya tefhim veya tebliğ etmemiş, hatta tahkikat ve sözlü yargılama duruşma günlerini dahi tebliğ etmeden davalının yokluğunda hüküm kurmuştur. Davalının, kendi usuli bir hakkı olan yetki itirazının nasıl karara bağlandığını öğrenme, bu karara karşı (eğer mümkünse) kanun yoluna başvurma veya en azından yargılamanın sonraki aşamalarına katılarak esasa ilişkin savunma yapma hakkı elinden alınmıştır. Bu durum, savunma hakkını ve adil yargılanma hakkını temelden zedeleyen ağır bir usul hatasıdır ve Yargıtay tarafından bozma nedeni olarak kabul edilmiştir.