Hicret Aksoy kararında, ilk derece mahkemesi, başvurucunun dijital materyallerine el konulması nedeniyle tazminat talebini reddederken, 'beraat kararında dijital materyallerin davacıya (sanığa) iadesine karar verildiği' gerekçesine dayanmıştır. Bu gerekçe, el koyma tedbirinden doğan tüm potansiyel zararları karşılar mı? Tartışınız.
Hayır, bu gerekçe el koyma tedbirinden doğan tüm potansiyel zararları karşılamaz. Mahkemenin gerekçesi, sadece mülkiyetin geri verilmesiyle maddi zararın ortadan kalktığı varsayımına dayanmaktadır ki bu eksik bir yaklaşımdır. El koyma tedbiri, mülkiyet hakkının (Anayasa m. 35) ve özel hayata saygı hakkının (Anayasa m. 20) yanı sıra, haberleşme hürriyetini (Anayasa m. 22) de kısıtlayan bir tedbirdir. Bu tedbirden kaynaklanabilecek potansiyel zararlar şunlar olabilir: 1. **Kullanım Kaybı Zararı:** Başvurucu, el konulan telefonunu ve diğer cihazlarını uzun bir süre (olayda yaklaşık 4 yıl) kullanamamıştır. Bu, mülkiyet hakkının sağladığı 'kullanma' yetkisinden mahrum kalma anlamına gelir ve bu bir zarardır. 2. **Değer Kaybı Zararı:** Özellikle teknolojik aletler, zamanla hızla değer kaybeder. 4 yıl sonra iade edilen bir telefonun veya bilgisayarın, el konulduğu tarihteki piyasa değeri ile iade edildiği tarihteki değeri arasında ciddi bir fark oluşur. Bu değer kaybı, telafisi gereken bir maddi zarardır. 3. **Yeni Cihaz Alma Masrafı:** Başvurucu, bu süre zarfında iletişim ve diğer ihtiyaçları için yeni bir telefon, SIM kart veya bellek almak zorunda kalmış olabilir. Bu da bir maddi zarardır. 4. **Manevi Zarar:** Kişisel verilerin, fotoğrafların, iletişim kayıtlarının bulunduğu dijital materyallere uzun süre el konulması, özel hayata bir müdahale oluşturur ve bu durum manevi bir zarara yol açabilir. Dolayısıyla, mahkemenin sadece 'iade kararı verildi' gerekçesi, bu potansiyel zararları göz ardı eden, yetersiz bir gerekçedir.