Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/5678 E. sayılı kararında, sanığın mahkemede tanık olarak dinlendiğinde dilekçesindeki iddiaların doğru olmadığını beyan etmesi üzerine, mahkemenin bu ifadeyi doğru kabul etmesinin 'yalan tanıklık' suçunun oluşumuna etkisi ne olmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57725

Mahkemenin, sanığın duruşmadaki 'dilekçemde yazdıklarım doğru değildir' şeklindeki beyanını doğru kabul etmesi, yalan tanıklık suçunun oluşmasını engellemiştir. TCK m. 272'de düzenlenen yalan tanıklık suçunun maddi unsuru, 'hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında... gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapılması'dır. Yani, suçun oluşabilmesi için tanığın mahkeme huzurunda söylediği beyanın 'gerçeğe aykırı' olması gerekir. Olayda sanık, mahkeme huzurunda tanık olarak dinlendiğinde, daha önce dilekçede yazdıklarının yalan olduğunu, doğrusunun bu olmadığını söylemiştir. Mahkeme de bu son beyanı (yani dilekçedekilerin yalan olduğu beyanını) 'doğru' olarak kabul etmiştir. Sanığın mahkemede söylediği şey 'gerçek' olarak kabul edildiği için, yalan tanıklık suçunun maddi unsuru olan 'gerçeğe aykırı beyanda bulunma' gerçekleşmemiştir. Bu nedenle Yargıtay, mahkemenin bu kabulü karşısında yalan tanıklık suçunun oluşmayacağını belirtmiştir.