Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/5985 E. sayılı kararında, sanığın önce mahkeme hakimine, hemen ardından da duruşma salonundan çıkarılırken avukata hakaret etmesi eylemi, 'tek bir hakaret fiili' olarak kabul edilmiştir. Bu sonuca varılırken hangi kriterler esas alınmıştır ve bu yorumun hukuki dayanağı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57715

Yargıtay, bu sonuca varırken, eylemlerin 'hukuki anlamda teklik' veya 'fiili teklik' ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kararda, eylemin tek bir fiil sayılıp sayılmayacağının belirlenmesinde şu kriterler esas alınmıştır: 1. **İradi Karar Birliği:** Sanığın hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olup olmadığı. 2. **Yer ve Zaman Bakımından Bağlantı:** Eylemlerin aynı yerde (duruşma salonu ve hemen çıkışı) ve zaman bakımından kesintisiz, art arda gerçekleşmesi. 3. **Bütünlük:** Objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla, eylemlerin bir bütünlük oluşturup oluşturmadığı. Olayda, sanığın hakaretleri aynı olayın (duruşmadaki bir gerginliğin) bir parçası olarak, aynı yerde ve kesintisiz bir şekilde gerçekleştiği için, bu eylemlerin tek bir iradi kararın dışa vurumu olduğu ve hukuken 'tek bir fiil' oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu yorumun hukuki dayanağı, TCK'nın 43. maddesinin 2. fıkrasıdır. Bu fıkra, 'Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.' demektedir. Yani fail, tek bir hakaret fiili ile birden fazla kişiyi (hakim ve avukat) mağdur ettiği için, hakkında tek bir hakaret suçundan ceza verilecek, ancak bu ceza TCK m. 43/1 uyarınca (zincirleme suç gibi) artırılacaktır. Bu, gerçek içtima (iki ayrı ceza) yerine, aynı neviden fikri içtima kuralının uygulanmasıdır.