Soruşturma aşamasında, şüpheli sayısının çok olduğu bir dosyada, her bir şüphelinin sorgusunun ayrı yapılması gerektiği belirtilmektedir. Bu ilkenin ihlal edilerek toplu sorgu yapılması, Yargıtay tarafından nasıl bir sonuç doğurur? Bu bir 'mutlak bozma nedeni' midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57714

Bu durum, Yargıtay tarafından 'soruşturmanın gizliliğinin ihlali' ve 'savunma hakkının kısıtlanması' potansiyeli taşıyan ciddi bir usul hatası olarak görülür. Ancak, her durumda 'mutlak bozma nedeni' sayılıp sayılmayacağı, somut olayın özelliklerine ve bu usulsüzlüğün sanığın savunma hakkını somut olarak nasıl etkilediğine bağlıdır. Eğer toplu sorgu nedeniyle bir sanığın, diğer sanığın ifadesinden etkilenerek kendi savunmasını değiştirdiği, aleyhine olan bir hususu kabul ettiği veya susma hakkını kullanmaktan vazgeçtiği somut olarak tespit edilirse, bu durum savunma hakkının kısıtlanması olarak kabul edilir ve mutlak bozma nedeni (1412 s. CMUK m. 308/8) teşkil edebilir. Ancak, tüm sanıklar birbirinden bağımsız olarak aynı yönde ifade vermişse, birbirlerinin beyanlarından etkilendiklerine dair bir kanıt yoksa veya sanıklar bu usulsüzlüğü temyiz aşamasında dile getirmemişse, Yargıtay bu durumu 'nispi bozma nedeni' olarak görebilir ve kararın sonucunu etkilemediği kanaatine varırsa bozma kararı vermeyebilir. Özetle, toplu sorgu yapılması ciddi bir usul hatasıdır ve kural olarak bozma nedenidir. Ancak 'mutlak' bozma nedeni olup olmadığı, somut olayda savunma hakkına ne ölçüde zarar verdiğinin Yargıtay tarafından takdir edilmesine bağlıdır. Makalede ise bu uygulamanın delillerin korunmasına aykırı olduğu ve isabetli olmadığı net bir şekilde ifade edilmektedir.