TCK m. 225'te düzenlenen hayasızca hareketler suçunun, belirli bir mağduru olmayan, 'kamuya karşı' işlenen bir suç olduğu kabul edilir. Bu durum, suçun unsurlarının oluşması açısından 'bir şikayetçinin varlığını' gerektirir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57712

Hayır, gerektirmez. Hayasızca hareketler suçu, 'mağduru belirsiz' veya 'mağduru toplum olan' suçlardandır. Suçla korunan hukuki değer, belirli bir kişinin cinsel dokunulmazlığı veya şerefi değil, 'toplumun ortak edep (ar ve haya) duyguları'dır. Bu nedenle, suçun oluşması için, eylemi gören veya duyan bir kişinin rahatsız olup şikayette bulunması bir zorunluluk değildir. Önemli olan, fiilin 'alenen', yani belirsiz sayıda kişi tarafından algılanabilir bir şekilde işlenmiş olması ve objektif olarak toplumun edep anlayışını ihlal eder nitelikte olmasıdır. Soruşturma makamları (polis, savcılık), bir şikayet olmasa dahi, örneğin bir devriye sırasında veya bir ihbar üzerine bu tür bir eylemi tespit ettiklerinde re'sen soruşturma başlatabilirler. Şikayetçinin varlığı, sadece eylemin ispatı açısından bir delil (tanık beyanı) niteliği taşıyabilir, ancak suçun kurucu bir unsuru değildir.