Makalede, özel güvenlik görevlilerine gazilik statüsü tanınmamasının temel nedeni olarak, onların 5188 sayılı Kanun'a göre 'özel sözleşme ile çalışan işçi statüsünde' olmaları gösterilmiştir. Bu statünün, 'dar anlamda kamu görevlisi' tanımıyla ilişkisini açıklayınız.
İdare Hukukunda kullanılan 'dar anlamda kamu görevlisi' tanımı, bir kişinin bu statüde sayılabilmesi için, kamu kesiminde yer alan bir kuruluşa 'organik bir bağ' ile bağlı olmasını ve Devletin 'asli ve sürekli' görevlerini yürütmesini gerektirir. Bu tanımın en tipik örneği devlet memurlarıdır. Özel güvenlik görevlileri ise, bir kamu kurumunda çalışsalar bile, istihdam ilişkilerini Devletle değil, kendilerini işe alan özel güvenlik şirketiyle veya hizmet alan kurumla, bir 'özel hukuk iş sözleşmesi' ile kurarlar. Bu sözleşme, onların hukuki statüsünü 'işçi' olarak belirler. Dolayısıyla, Devlet ile aralarında memuriyete benzer bir organik bağ yoktur. Yaptıkları iş kamu güvenliğini tamamlayıcı nitelikte olsa da, hukuki statüleri itibarıyla 'dar anlamda kamu görevlisi' tanımının dışında kalırlar. Gazilik ve vazife malullüğü gibi haklar da, bu dar anlamdaki kamu görevlilerine ve TSK/kolluk personeline özgü statüler olduğu için, 'işçi' statüsünde olan özel güvenlik görevlileri bu haklardan yararlanamamaktadır.