Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2011/1-157 E. sayılı kararında, ilk celsede CMK m. 176 ve 190'a aykırı olarak savunması alınan sanığın, sonraki bir celsede bu usuli eksiklik giderilerek yeniden savunmasının alınması, ilk savunmayı tamamen geçersiz kılar mı, yoksa her iki savunma birlikte mi değerlendirilir?
Bu durumda, ilk celsede usule aykırı olarak alınan savunma tamamen geçersiz hale gelmez, ancak hukuki değeri zayıflar. Usuli eksiklik giderildikten sonra, yani sanığa hakkı hatırlatılıp süre tanındıktan sonra alınan ikinci savunma, 'geçerli ve esas alınacak savunma' niteliğindedir. Ancak mahkeme, kararını oluştururken dosyadaki tüm delilleri ve beyanları birlikte değerlendirmekle yükümlüdür. Bu kapsamda, ilk savunmadaki beyanları, sanığın sonraki savunmalarıyla veya diğer delillerle çelişip çelişmediğini değerlendirebilir. Örneğin, sanığın ilk savunmasında yaptığı bir ikrar, daha sonraki savunmasında inkâr etse bile, diğer delillerle destekleniyorsa mahkemenin kanaatinin oluşmasında bir delil başlangıcı olarak dikkate alınabilir. Ancak, eğer ilk savunma baskı veya hazırlıksız olma nedeniyle gerçeğe aykırı unsurlar içeriyorsa ve sanık ikinci, geçerli savunmasında bu durumu açıklıyorsa, mahkemenin ikinci savunmaya itibar etmesi gerekir. Kısacası, ilk savunma dosyadan çıkarılmaz, ancak hukuki gücü, usulüne uygun olarak alınan ikinci savunmaya göre daha azdır ve mahkeme tarafından bu çerçevede değerlendirilir.