Özel güvenlik görevlileri, görevleri sırasında bir terör eylemine müdahale ederken yaralandıklarında, 5188 sayılı Kanun m. 15 ve 'sosyal risk' ilkesi dışında, Devletten tazminat talep edebilecekleri başka bir hukuki yol mevcut mudur? (Örneğin 2330 sayılı Kanun)
Mevcut mevzuat çerçevesinde doğrudan ve net bir yol bulunmamaktadır, ancak potansiyel yollar tartışılabilir. Makalede de belirtildiği gibi, özel güvenlik görevlileri 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamına doğrudan dahil değildir. Bu kanun, belirli kamu görevlilerini ve sivilleri kapsar. Ancak, bir özel güvenlik görevlisinin eylemi, somut olayın özelliklerine göre, 2330 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (e) bendindeki 'Güven ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu olan ve yetkililerce kendilerine bu amaca yönelik görev verilen... siviller' tanımı altına sokulabilirse, bu yolla bir başvuru denenebilir. Örneğin, bir terör saldırısı anında, orada bulunan polis amirinin talimatıyla hareket eden ve bu sırada yaralanan bir özel güvenlik görevlisinin durumu bu kapsama girebilir. Ancak bu, yoruma açık bir durumdur ve idarenin takdirine bağlıdır. İşte makalede bahsedilen kanun teklifleri, bu yoruma açık durumu ortadan kaldırarak özel güvenlik görevlilerini açıkça kanun kapsamına almayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla, mevcut durumda en sağlam yollar, 5188 sayılı Kanun ve sosyal risk ilkesine dayalı tam yargı davasıdır.