Hicret Aksoy kararında, Anayasa Mahkemesi'nin, derece mahkemesinin hükmettiği manevi tazminatın yetersiz olduğuna karar verip kendisinin 15.000 TL manevi tazminata hükmetmesinde, derece mahkemesinin gözaltı ve tutuklamanın hukuka aykırılığını tespit etmemiş olmasının bir rolü var mıdır?
Evet, önemli bir rolü vardır. Anayasa Mahkemesi, 76. paragrafta bu hususu özellikle vurgulamıştır. Paragrafta, 'Somut olayda derece mahkemesi gözaltının ve tutuklamanın hukuka aykırılığını tespit etmemiş ise de hükmedilen tazminat gözaltı ve tutuklama tedbirine karşılık olarak verildiğinden bu hususun manevi tazminatın belirlenmesinde dikkate alınması gerekir.' denilmektedir. Bu ifadeden şu sonuç çıkar: Derece mahkemesi, tedbirlerin hukuka aykırılığını değil, sadece beraat nedeniyle haksızlığını esas alarak bir tazminat belirlemiştir. AYM ise, tedbirlerin bizatihi hukuka aykırı (Anayasa m. 19/3'ü ihlal eder nitelikte) olduğunu tespit etmiştir. Bir tedbirin sadece beraat nedeniyle 'haksız' sayılması ile baştan itibaren 'hukuka aykırı' olması arasında manevi zarar açısından bir fark vardır. Hukuka aykırı bir işlemden kaynaklanan manevi ıstırap daha fazladır. AYM, kendi belirlediği 15.000 TL'lik manevi tazminatı, derece mahkemesinin tespit etmediği bu 'hukuka aykırılık' durumunu da göz önünde bulundurarak belirlemiş ve bu durumu, derece mahkemesinin 6.000 TL'lik tazminatının neden yetersiz olduğunun bir başka gerekçesi olarak ortaya koymuştur.