TCK m. 277'de düzenlenen suçun maddi unsuru, yargı görevi yapanı 'hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs etmek'tir. Bir avukatın, dava dilekçesinde veya duruşmada, karşı tarafın delillerini çürüten, kendi müvekkilini haklı gösteren çok etkili ve ikna edici bir savunma yapması, bu suç kapsamında değerlendirilebilir mi?
Hayır, kesinlikle değerlendirilemez. Bu tür bir savunma, TCK m. 277'nin aradığı 'hukuka aykırılık' unsurunu taşımaz. Bir avukatın görevi ve en temel hakkı, müvekkilinin haklarını yasal zeminde, hukuki argümanlar ve delillerle savunmaktır. Bu savunmanın amacı, zaten yargı görevini yapanı (hakimi) müvekkili lehine bir karar vermeye ikna etmektir. Bu, 'etkileme' faaliyetinin hukuka uygun ve meşru bir şeklidir ve adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. TCK m. 277'nin cezalandırdığı eylem, bu meşru savunma sınırlarının dışına çıkarak, hukukun yasakladığı yöntemlerle (cebir, tehdit, rüşvet, sahte delil sunma, yalancı tanık ayarlama, nüfuz kullanma vb.) yargılamanın sonucunu değiştirmeye çalışmaktır. Etkili ve ikna edici bir savunma yapmak, hukuka aykırı değil, tam aksine savunma hakkının en iyi şekilde kullanılmasıdır ve suç teşkil etmez.