Makalede, özel güvenlik görevlilerinin TCK m. 6'daki geniş tanım uyarınca 'kamu görevlisi' sayılabileceği ifade edilmektedir. Bu nitelemenin, özel güvenlik görevlilerinin işledikleri veya maruz kaldıkları suçların hukuki vasıflandırması üzerindeki pratik sonuçları neler olabilir?
Bu nitelemenin önemli pratik sonuçları vardır. Bir özel güvenlik görevlisinin, göreviyle bağlantılı olarak, TCK anlamında kamu görevlisi sayılması şu sonuçları doğurur: - **Fail Olduğunda:** Görevi sırasında rüşvet alması (TCK m. 252), irtikapta bulunması (TCK m. 250), zimmet suçunu işlemesi (eğer korumakla yükümlü olduğu mal üzerinde zilyetliği varsa, TCK m. 247) veya görevini kötüye kullanması (TCK m. 257) halinde, bu suçlar basit bir güveni kötüye kullanma veya dolandırıcılık olarak değil, daha ağır cezaları öngören 'kamu görevlisine özgü suçlar' olarak nitelendirilir. - **Mağdur Olduğunda:** Görevini yaparken bir direnişle karşılaşması halinde, failler basit yaralama veya tehditten değil, daha ağır cezayı gerektiren 'görevi yaptırmamak için direnme' suçundan (TCK m. 265) sorumlu tutulurlar. Yine görevinden dolayı kendisine hakaret edilmesi, TCK m. 125/3-a uyarınca suçun nitelikli hali olarak kabul edilir ve cezası artırılır. Dolayısıyla, bu niteleme, özel güvenlik görevlilerinin hem cezai sorumluluklarını artırmakta hem de görevlerini ifa ederken onlara karşı işlenen suçlarda daha etkin bir cezai koruma sağlamaktadır.