Hicret Aksoy kararında, başvurucunun beraat etmesine rağmen gözaltı ve tutuklama tedbirinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Bir ceza yargılamasının beraatle sonuçlanması, o yargılama sırasında uygulanan koruma tedbirlerinin otomatik olarak hukuka aykırı olduğu anlamına gelir mi? AYM'nin bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57656

Hayır, bir ceza yargılamasının beraatle sonuçlanması, o yargılama sırasında uygulanan koruma tedbirlerinin otomatik olarak hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik yaklaşımına göre, bir koruma tedbirinin (gözaltı, tutuklama) hukuka uygunluğu, davanın esası hakkındaki nihai karardan (mahkumiyet, beraat) bağımsız olarak, 'tedbirin uygulandığı andaki koşullara göre' değerlendirilir. Yani önemli olan, gözaltı veya tutuklama kararı verildiği anda, kanunun aradığı şartların (kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller, tutuklama nedenleri vb.) mevcut olup olmadığıdır. Soruşturma başında bu şartlar mevcut olabilir ve bu nedenle tedbir o an için hukuka uygun olabilir. Ancak yargılama ilerledikçe delillerin zayıflaması veya sanığın suçsuzluğunun kanıtlanması sonucu beraat kararı verilebilir. Bu durum, başlangıçta hukuka uygun olan tedbiri geriye dönük olarak hukuka aykırı hale getirmez. Hicret Aksoy kararında da AYM, beraat kararından bağımsız olarak, gözaltı ve tutuklama tedbirlerini uygulandıkları andaki koşullar (ölçülülük ilkesi) açısından ayrıca incelemiş ve bu inceleme sonucunda hukuka aykırı olduklarına karar vermiştir.