Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2011/9709 E. sayılı kararında, başka bir suçtan tutuklu bulunan sanığın duruşmaya getirtilerek savunmasının alınması öncesinde, iddianamenin kendisine tebliğ edilmemesi neden mutlak bir bozma nedeni olarak kabul edilmiştir? Bu durumun AİHS m. 6 ile bağlantısını kurunuz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57655

Bu durumun mutlak bir bozma nedeni olarak kabul edilmesinin temel sebebi, sanığın en temel savunma haklarından birinin ihlal edilmesidir. Yargıtay, bu durumu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesi ve Anayasa'nın 36. maddesi ile doğrudan ilişkilendirmiştir. AİHS m. 6/3-a'ya göre, bir suç ile itham edilen herkes, ' kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek' hakkına sahiptir. İddianame, bu hakkın somutlaştığı en temel belgedir. Sanığa isnat edilen fiilleri, delilleri ve talep edilen cezayı içerir. İddianamenin sanığa tebliğ edilmemesi, sanığın ne ile suçlandığını bilmeden ve buna karşı bir hazırlık yapma imkanı bulamadan duruşmaya çıkarılması anlamına gelir. Bu durum, AİHS m. 6/3-b'de belirtilen 'savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak' hakkını da doğrudan ihlal eder. Sanık, hakkında ne gibi iddialar ve deliller olduğunu bilmeden, duruşmada sağlıklı ve etkili bir savunma yapamaz. Yargıtay, bu temel haklardan yoksun bırakılan sanığın savunma hakkının esaslı bir şekilde kısıtlandığını kabul ederek, bu usuli eksikliği mutlak bir bozma nedeni saymıştır.