Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/2170 E. sayılı kararında, mülga 2822 sayılı Kanun'un sistematiği içinde, tarafların uyuşmazlığı barışçıl yollarla çözme yükümlülüğü nasıl bir sıralama izlemektedir? Arabuluculuk aşaması zorunlu mudur?
Kararda belirtildiği üzere, mülga 2822 sayılı Kanun'un sistematiğinde, tarafların uyuşmazlığı barışçıl yöntemlerle çözmelerine ağırlık verilmiş ve grev/lokavta en son çare olarak başvurulması öngörülmüştür. Bu süreç şu sıralamayı izlemektedir: 1. **Toplu Görüşme:** İlk aşama, tarafların (işçi ve işveren sendikaları) kendi aralarında yaptıkları toplu görüşmelerdir. Bu aşamada anlaşma sağlanması esastır. 2. **Resmi Arabuluculuk:** Eğer toplu görüşme aşamasında anlaşma sağlanamazsa, tarafların resmi arabulucuya gitmeleri 'zorunludur'. Bu, atlanamayacak bir usul şartıdır. Arabulucu, tarafları bir araya getirerek uzlaştırmaya çalışır. 3. **Uyuşmazlığın Sona Ermesi veya Diğer Yollar:** Resmi arabuluculuk aşamasında da çözüme ulaşılamaması halinde, uyuşmazlığın niteliğine göre taraflar ya grev/lokavt hakkını kullanma yoluna (eğer yasak yoksa) ya da Yüksek Hakem Kurulu'na (zorunlu tahkim) gitme yoluna başvururlar. Dolayısıyla, sistem içinde arabuluculuk aşaması, toplu görüşmeden sonra ve grev/lokavt veya tahkimden önce gelen, atlanması mümkün olmayan 'zorunlu' bir barışçıl çözüm yoludur.