Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 12.09.2024 tarihli, 2023/2864 E. sayılı kararında, ihtiyari arabuluculuk tutanağının 'maddi anlamda bir sulh sözleşmesi' olduğu belirtilmiştir. Bu nitelemenin, tutanağın geçerliliğinin denetimi açısından sonucu nedir? Bir sulh sözleşmesi hangi hukuki kurallara tabidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57639

Bu nitelemenin sonucu, arabuluculuk tutanağının, 6325 sayılı Kanun'un usul hükümlerinin yanı sıra, maddi hukuka, özellikle de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun sözleşmelerin geçerliliğine ilişkin genel hükümlerine tabi olmasıdır. Bir sulh sözleşmesi olarak bu tutanak, şu kurallara tabidir: 1. **Sözleşme Serbestisi ve Sınırları (TBK m. 26-27):** Taraflar içeriğini serbestçe belirleyebilir ancak bu içerik, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırı olamaz ya da konusu imkansız olamaz. İşçi lehine olan emredici hükümlere aykırılık (örneğin asgari ücretin altında bir anlaşma) geçersizlik nedenidir. 2. **Aşırı Yararlanma (Gabin - TBK m. 28):** Kararda özellikle vurgulandığı gibi, edimler arasında açık bir oransızlık varsa ve bu, taraflardan birinin zayıflığından yararlanılarak elde edilmişse, gabin nedeniyle tutanağın iptali istenebilir. 3. **İrade Fesadı Halleri (TBK m. 30 vd.):** Tutanak, yanılma (hata), aldatma (hile) veya korkutma (ikrah) sonucunda imzalanmışsa, iradesi fesada uğrayan taraf, hak düşürücü süreler içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirerek iptalini isteyebilir. Dolayısıyla, tutanağın 'sulh sözleşmesi' olarak nitelendirilmesi, onun Borçlar Hukuku'nun genel geçerlilik denetiminden muaf olmadığı, aksine bu denetime tabi olduğu anlamına gelir.