İşçi ve işveren arasında, arabuluculuk faaliyeti sonucunda işçilik alacaklarına ilişkin bir anlaşma belgesi düzenlenmiştir. Yargıtay'a göre, bu anlaşma belgesinin geçerliliği değerlendirilirken TBK m. 420'deki (ibranameye ilişkin) hükümlerin uygulanması neden mümkün değildir? Bu durumun yasal dayanağı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57627

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 07.02.2022 tarihli, 2022/436 E. sayılı kararında bu durumun nedeni açıklanmıştır. Arabuluculuk anlaşma belgesinin geçerliliği değerlendirilirken TBK m. 420'deki hükümlerin (fesih sonrası 1 ay bekleme, tam ödeme vb.) uygulanması mümkün değildir, çünkü bu iki hukuki kurum farklı kanunlarla düzenlenmiş ve farklı sonuçlara bağlanmıştır. Bu durumun yasal dayanağı, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (HUAK) 18. maddesinin beşinci fıkrasıdır. Bu fıkra, 'Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.' hükmünü içermektedir. Bu hüküm, usulüne uygun bir arabuluculuk faaliyeti sonunda varılan anlaşmaya, dava yasağı ve ilam niteliği gibi özel bir hukuki sonuç bağlamıştır. TBK m. 420 ise, tarafların kendi aralarında yaptığı adi bir sözleşme olan ibrayı düzenler. Eğer arabuluculuk anlaşmalarına da ibranameye ilişkin kısıtlayıcı hükümler uygulanırsa, HUAK m. 18/5'in bir anlamı kalmaz ve tarafların arabulucu önünde anlaşması imkansız hale gelir. Kanun koyucu, arabuluculuk kurumunu teşvik etmek amacıyla, bu yolla varılan anlaşmalara daha güçlü bir hukuki statü tanımıştır. Bu nedenle, usulüne uygun bir arabuluculuk anlaşması, TBK m. 420'deki şartları taşımasa bile geçerlidir.