HMK'nın 7. maddesi uyarınca, birden fazla davalıya karşı açılan bir davada, davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde dava açılması genel bir kuraldır. Ancak maddenin ikinci cümlesi bu kurala nasıl bir istisna getirmektedir? Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2018/3083 E. sayılı kararında bu istisna nasıl yorumlanmıştır?
HMK m. 7/1'in ikinci cümlesi, bu genel kurala önemli bir istisna getirmektedir: 'Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır.' Bu hüküm, özel bir yetki kuralı varsa, bu özel kuralın genel kurala (davalılardan birinin yerleşim yeri) göre öncelikli olacağını belirtir. Bu, bir 'kesin yetki' hali olmasa da, davacının seçimlik hakkını ortadan kaldıran özel bir yetki düzenlemesidir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında bu istisna, haksız fiil davaları için yorumlanmıştır. Kararda, haksız fiilden kaynaklanan davalarda HMK m. 16'nın 'haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yer ya da zarar görenin yerleşim yeri' mahkemelerini özel olarak yetkili kıldığı belirtilmiştir. Yargıtay, bu özel yetki kuralını, HMK m. 7/1'in ikinci cümlesi anlamında 'davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme' olarak kabul etmiştir. Dolayısıyla, bir haksız fiil davasında, davalıların ikametgahları farklı yerlerde olsa bile, davacı davayı davalılardan birinin ikametgahında değil, HMK m. 16'da belirtilen bu ortak yetkili mahkemelerden birinde açmalıdır.