Hicret Aksoy kararında, Anayasa Mahkemesi, başvurucunun gözaltı kararının hukuka uygunluğunu denetlerken 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' unsurunu nasıl değerlendirmiştir? Soruşturma makamlarının bu konudaki takdir yetkisinin sınırı nedir?
Hicret Aksoy kararının 61-63. paragraflarında AYM, bu unsuru değerlendirmiştir. Başvurucu hakkında hâkim kararı olmadan, savcılık talimatıyla yakalama ve gözaltı işlemi yapılmıştır. Bu durumun hukuka uygun olabilmesi için CMK m. 90 uyarınca 'gecikmesinde sakınca bulunan bir hal'in mevcut olması gerekir. Soruşturma makamları, başvurucunun durumunu bu kapsamda değerlendirmiştir. AYM, bu değerlendirmeyi denetlerken şu ilkeleri benimsemiştir: 1. **Soruşturma Makamının Konumu:** Soruşturma makamlarının, gecikmesinde sakınca bulunan bir halin olup olmadığını değerlendirme konusunda Anayasa Mahkemesine göre daha iyi bir konumda olduğunu kabul eder. 2. **Yargısal Denetim:** Ancak bu takdir yetkisi sınırsız değildir ve Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. 3. **Suçun Niteliği:** Başvurucuya isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olma suçunun, ağır cezai yaptırımlar öngörmesi, bu tür suçların soruşturulmasının zor ve karmaşık olması gibi unsurların, kaçma şüphesine ve delillerin karartılması riskine işaret edebileceğini kabul eder. Bu ilkeler ışığında AYM, somut olayda soruşturma makamlarının 'gecikmesinde sakınca bulunduğu' yolundaki kanaatine müdahale edilmesini gerektirecek bir durum bulunmadığına karar vermiştir. Yani, soruşturma makamının bu yöndeki takdirini, suçun niteliği ve soruşturmanın zorlukları gibi genel gerekçelerle makul bulmuş ve bu yönden bir hukuka aykırılık tespit etmemiştir.