Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/1833 E. sayılı kararına göre, sanığın bir tanığı etkileyerek yalan tanıklık yapmasını sağlaması eyleminin, TCK m. 272 (yalan tanıklık) suçuna azmettirme olarak mı, yoksa TCK m. 277 (yargı görevi yapanı etkileme) olarak mı cezalandırılması gerektiği tartışmasında, daire hangi sonuca varmış ve bu sonucun gerekçesini TCK'daki hangi içtima kuralına dayandırmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57617

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, bu durumda sanığın eyleminin hem TCK m. 277'deki 'iltimas suretiyle yargı görevi yapanı... etkilemeye teşebbüs' suçunu hem de TCK m. 272/2 yollamasıyla TCK m. 38'deki 'yalan tanıklık suçuna azmettirme'yi oluşturduğu sonucuna varmıştır. Sanık, tek bir fiil (tanığı etkileme) ile birden fazla farklı suça sebebiyet verdiği için, Daire, TCK m. 44'te düzenlenen 'fikri içtima' kuralının uygulanması gerektiğini belirtmiştir. Bu kurala göre, sanık bu suçlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan sorumlu tutulmalıdır. Olayda yalan tanıklık suçuna azmettirme (bir yıldan üç yıla kadar hapis) cezasının, iltimas suretiyle etkilemeye teşebbüs (altı aydan iki yıla kadar hapis) cezasından daha ağır olduğunu tespit eden Daire, sanığın 'yalan tanıklık suçuna azmettirme'den cezalandırılması gerektiğine karar vermiştir. Ayrıca, TCK m. 277/2'deki özel fikri içtima hükmü gereğince, bu şekilde belirlenecek cezanın ayrıca artırılması gerektiğini de vurgulamıştır. Dolayısıyla yerel mahkemenin sadece TCK m. 277'den hüküm kurması hatalı bulunmuştur.