HMK'nın 209. maddesinin, icra takiplerinde uygulanmayacağına dair Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin benimsediği içtihat değişikliğinin temel mantığı nedir? Daire, 'yazıda sahtelik' iddiasını neden borca itiraz olarak nitelendirmiştir?
Bu içtihat değişikliğinin temel mantığı, İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) takip hukukuna ilişkin kendine özgü, özel ve sistematik bir bütünlüğe sahip olmasıdır. Yargıtay, İİK'da bir konuda özel bir düzenleme varsa, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki (HMK) genel hükümlerin uygulanamayacağı ilkesini benimsemiştir. Daire, 'yazıda sahtelik' (tahrifat, sonradan doldurma vb.) iddiasını şu nedenle 'borca itiraz' olarak nitelendirmiştir: İmza inkârı dışındaki tüm sahtelik iddiaları, özünde borçlunun 'benim böyle bir borcum yoktur, çünkü bu senet benim irademi yansıtmıyor/değiştirilmiş' demesidir. Bu, borcun varlığına veya içeriğine yönelik bir itirazdır. İİK'da ise borca itirazın nasıl inceleneceği m. 169/a'da özel olarak düzenlenmiştir. Bu maddede, borca itirazın ancak resmi veya imzası ikrar edilmiş belgelerle ispat edilebileceği gibi dar yetkili icra mahkemesinin inceleme çerçevesi çizilmiştir. İİK'da borca itiraz için özel bir prosedür varken, bu durumu düzenlemek için HMK m. 209'a gitmenin, İİK'nın sistematiğini bozacağı ve kanunlar arası hiyerarşiye aykırı olacağı kabul edilmiştir. Bu nedenle Daire, bu tür iddiaların İİK m. 169/a kapsamında bir borca itiraz olarak ele alınması gerektiği sonucuna varmıştır.