Sanığın, bir cezaevinden mahkemeye yazdığı dilekçede, bir cinayet davasıyla ilgili olarak tanıklık yapmak istediğini belirtip, sonrasında mahkemede tanık olarak dinlendiğinde dilekçedeki beyanlarının intikam amaçlı ve yalan olduğunu söylemesi, TCK m. 277 (yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs) suçunu oluşturur mu? Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/5678 E. sayılı kararındaki değerlendirmeyi açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57605

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin ilgili kararına göre bu eylem, TCK m. 277'de düzenlenen suçu oluşturmaz. Kararın gerekçesine göre, TCK m. 277'nin maddi unsuru, yargı görevini yapanları 'emir vermek, baskı yapmak, nüfuz icra etmek suretiyle veya her ne suretle olursa olsun hukuka aykırı olarak etkilemeye kalkışmaktır'. Sanığın mahkemeye yalan beyanlar içeren bir dilekçe göndermesi, bu seçimlik hareketlerden hiçbirini karşılamamaktadır. Yargıtay, bu dilekçenin 'yalan tanıklık yapmak için yapılmış bir başvuru' olarak kabul edilebileceğini, bu halde ise eylemin TCK m. 36 kapsamında 'suça iştirak etmeksizin, fail veya şerik olarak işlenmesinden önce, bir kimseyi işlemeyi düşündüğü bir suçtan vazgeçirmeye veya kendi işlediği bir suçu öğrenmiş olan bir kimseyi yetkili makamlara bildirmekten caydırmaya çalışma' olarak değil, daha çok hazırlık hareketi olarak değerlendirilmesi gerektiğini ima etmektedir. Sanık mahkemede doğruyu söylediğini beyan ettiği için yalan tanıklık suçu da oluşmamıştır. Sonuç olarak, sadece yalan içerikli bir dilekçe gönderme eylemi, TCK m. 277'nin aradığı nitelikte bir 'etkilemeye teşebbüs' fiili olarak görülmemiştir.