HMK m. 209/2 uyarınca, resmi bir senetteki imzanın sahteliğinin 'ancak mahkeme kararıyla sabit olması' halinde senedin bir işleme esas alınamayacağı düzenlenmiştir. Bu 'mahkeme kararı' hangi tür bir dava sonucunda verilir ve niteliği ne olmalıdır?
Bu 'mahkeme kararı', genellikle borçlu tarafından genel yetkili ve görevli mahkemelerde (Asliye Hukuk veya Ticaret Mahkemesi gibi) açılan bir 'menfi tespit davası' (İİK m. 72) veya müstakil bir 'sahtelik davası' (HMK m. 214) sonucunda verilir. Ayrıca, ceza mahkemesinde görülen bir 'resmi belgede sahtecilik' (TCK m. 204) davası sonucunda verilecek mahkumiyet kararı da bu nitelikte olabilir. Bu kararın niteliği, senedin sahte olduğuna dair 'kesinleşmiş' bir hüküm olmalıdır. Sahteliğin sabit olması, mahkemenin yaptığı yargılama sonucunda, imzanın veya yazının senedin hamili tarafından sahte olarak oluşturulduğuna dair kesin bir kanaate varması ve bu yönde bir hüküm kurması anlamına gelir. Henüz derdest olan bir dava veya kesinleşmemiş bir mahkeme kararı, HMK m. 209/2'nin aradığı anlamda 'sahteliğin sabit olması' koşulunu karşılamaz. Resmi senedin delil gücünü ortadan kaldırmak için, sahteliği tespit eden nihai ve kesinleşmiş bir yargı kararı gereklidir.