Sanığın, mini etek giymesi eyleminin Yargıtay tarafından TCK m. 225 kapsamında 'hayasızca hareketler' suçu olarak kabul edilmemesinin temelinde yatan, Ceza Hukukuna ilişkin daha genel bir ilke nedir? Makalede bu konuda yapılan değerlendirmeyi açıklayınız.
Bu durumun temelinde yatan genel ilke, kişilerin temel hak ve özgürlüklerine, özellikle de 'yaşam tarzına ve buna ilişkin tercihlerine' Ceza Hukuku yoluyla müdahale edilememesidir. Makalede, cinselliğin ve giyinme tarzlarının bir ahlak sorunundan ziyade bir 'özgürlük' olarak kabul edildiği günümüzde, kişilerin 'toplumun genel ar ve haya duyguları gibi soyut, belirli olmayan dayatmalarına' uygun davranmasını beklemenin ve buna aykırılığı Ceza Hukuku konusu yapmanın bir hukuk devletinde kabul edilemeyeceği vurgulanmaktadır. Kişilerin giyim tarzı, onların kişisel tercihidir ve bu tercih, başkalarının hak ve özgürlük alanına doğrudan bir müdahale (cebir, tehdit, taciz vb.) teşkil etmediği sürece hukuken korunmalıdır. TCK m. 115/3'ün, bir kimsenin yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahaleyi suç olarak tanımlaması da bu özgürlüğe verilen önemi göstermektedir. Bu nedenle, cinsel uzuvların alenen teşhiri gibi somut ve objektif olarak rahatsızlık veren eylemler dışında, mini etek giymek gibi sübjektif ahlak anlayışlarına göre değerlendirilebilecek giyim tarzları, Ceza Hukukunun yaptırım alanının dışında kalmalıdır.