Makalede, özel güvenlik görevlilerinin görevleri sırasında bir terör saldırısı sonucu uğradıkları zararların tazmini için 'sosyal risk' ilkesine dayanılarak idareye karşı dava açılabileceği belirtilmektedir. Bu ilkenin Anayasal dayanağı nedir ve idarenin sorumluluğunun niteliği nedir (kusurlu/kusursuz)?
Makaleye göre, 'sosyal risk' ilkesinin Anayasal dayanağı, Anayasa'nın 5. maddesinde düzenlenen 'Devletin temel amaç ve görevleri'dir. Bu madde, Devlete 'Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü... korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini... sınırlayan... engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak' görevini yükler. Bu görevler, Devletin kamu düzenini sağlama ve vatandaşlarını terör gibi tehlikelere karşı koruma yükümlülüğünü de içerir. İdarenin bu ilkeye dayanan sorumluluğu, 'kusursuz sorumluluk'tur. Sosyal risk ilkesi, idarenin herhangi bir hizmet kusuru olmasa dahi, faaliyet alanında meydana gelen ve kökeni toplumsal olan (terör, anarşi gibi) risklerden doğan zararları, bu zararın bireyler üzerinde bırakılmasının adil olmayacağı düşüncesiyle, bir tür toplumsal dayanışma gereği olarak üstlenmesini ifade eder. Devlet, koruma ve güvenlik sağlama görevini tam olarak yerine getiremediğinde ortaya çıkan bu tür zararları, kusuru olmasa bile tazmin etmekle yükümlüdür.