5271 sayılı CMK'nın 176. maddesinin 4. fıkrasındaki 'çağrı kâğıdının tebliğiyle duruşma günü arasında en az bir hafta süre bulunması gerekir' kuralı, Yargıtay kararlarında 'emredici' bir hüküm olarak mı, yoksa 'düzenleyici' bir hüküm olarak mı kabul edilmektedir? Bu kurala aykırılığın yaptırımı nedir?
Yargıtay kararlarında (örneğin YCGK 2011/1-157 E., Y.1.CD 2008/9961 E.) bu kural, 'emredici' bir hüküm olarak kabul edilmektedir. Bu, mahkemenin takdirine bırakılmış bir düzenleme değildir; uyulması zorunlu bir usul kuralıdır. Bu kuralın amacı, Anayasa m. 36 ve AİHS m. 6'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olan 'savunmayı hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma' hakkını somutlaştırmaktır. Bu kurala aykırılığın yaptırımı, CMK m. 190/2'de belirtilmiştir. Kurala uyulmamışsa, mahkeme re'sen veya talep üzerine duruşmaya ara vermek zorunda değildir; ancak sanığa 'duruşmaya ara verilmesini istemeye hakkı olduğunu' hatırlatmak zorundadır. Eğer mahkeme bu hatırlatmayı yapmaz ve sanığın savunmasını alırsa, savunma hakkını kısıtlamış olur. Bu durum, 1412 sayılı CMUK m. 308/8 uyarınca 'yasaya mutlak aykırılık' hali teşkil eder ve hükmün başka bir inceleme yapılmaksızın bozulmasına neden olur. Sanık, hakkı hatırlatılmasına rağmen süre istemediğini beyan ederse, usuli eksiklik giderilmiş sayılır.