Yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs suçunda (TCK m. 277), suçun maddi unsurunu oluşturan fiilin, 'hukuka aykırı olarak' etkilemeye teşebbüs etme şeklinde olması ne anlama gelir? Savunma hakkı kapsamında yapılan ve yargıcı etkileme potansiyeli taşıyan her beyan bu suçu oluşturur mu?
Hayır, oluşturmaz. 'Hukuka aykırı olarak' ifadesi, bu suçun önemli bir unsurudur ve eylemin meşru savunma hakkının sınırları içinde kalıp kalmadığının değerlendirilmesini gerektirir. Yargılama sürecinde tarafların ve avukatların amacı, deliller sunarak, beyanlarda bulunarak, hukuki argümanlar ileri sürerek yargı görevini yapanı kendi lehlerine etkilemektir. Bu, savunma ve iddia hakkının (adil yargılanma hakkının) doğal bir parçasıdır ve hukuka uygundur. TCK m. 277'nin cezalandırdığı eylem, bu meşru sınırların aşılarak, hukukun cevaz vermediği yöntemlerle (örneğin tehdit, rüşvet teklifi, baskı kurma, yalan vaat, taraflı bilirkişi raporu ayarlama, sahte delil sunma gibi) yargılamanın seyrini değiştirmeye çalışmaktır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/3897 E. sayılı kararında hakime noterden ihtarname çekme eyleminin dahi, uygulamada rastlanmasa da 'hukuk düzeninin kesinlikle yasakladığı bir durum olmadığı' gerekçesiyle suçun unsurlarını oluşturmadığı belirtilmiştir. Bu da 'hukuka aykırılık' unsurunun dar ve hukukun açıkça yasakladığı eylemlerle sınırlı yorumlandığını göstermektedir.