Bir sanığın, belirli bir mağduru hedef alarak, alenen cinsel organını göstermesi eylemi, hem TCK m. 105 (cinsel taciz) hem de TCK m. 225 (hayasızca hareketler) suçlarını oluşturuyorsa, bu durumda 'gerçek içtima' kuralları mı, 'fikri içtima' kuralları mı uygulanır? Bu seçiminin sanığın alacağı ceza üzerindeki etkisi ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57568

Bu durumda 'fikri içtima' kuralları (TCK m. 44) uygulanır. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 31.05.2016 tarihli, 2014/5613 E. sayılı kararı bu yöndedir. Sanık, 'tek bir fiil' (cinsel organını gösterme) ile kanunun birden fazla farklı hükmünü ihlal etmektedir. Bu fiil, belirli bir kişiye yönelmesi nedeniyle cinsel taciz suçunu, alenen işlenmesi nedeniyle de hayasızca hareketler suçunu oluşturmaktadır. Bu seçimin sanığın alacağı ceza üzerindeki etkisi şudur: - **Gerçek İçtima Uygulansaydı (Yanlış olurdu):** Sanık, her iki suçtan (hem TCK m. 105 hem de TCK m. 225) ayrı ayrı cezalandırılır ve bu cezalar toplanırdı. Bu, sanık aleyhine çok daha ağır bir sonuç doğururdu. - **Fikri İçtima Uygulandığında (Doğru olan):** TCK m. 44 gereği, sanık bu suçlardan sadece cezası en ağır olanından sorumlu tutulur. Cinsel taciz suçunun cezası (nitelikli halleriyle birlikte) hayasızca hareketler suçundan daha ağır olduğu için, sanık sadece cinsel taciz suçundan ceza alır; hayasızca hareketler suçundan ayrıca ceza verilmez. Bu, 'non bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılanmama/cezalandırılmama) ilkesinin bir gereğidir.