Türk vatandaşlığını evlenme yoluyla kazanmak için TVK m. 16'da aranan 'aile birliği içinde yaşama' şartı, objektif bir kriter midir, yoksa idarenin takdirine mi bağlıdır? Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü bu şartı nasıl etkiler?
'Aile birliği içinde yaşama' şartı, hem objektif hem de sübjektif unsurlar içeren, idarenin takdir yetkisini kullandığı bir alandır. Objektif olarak, eşlerin aynı çatı altında yaşaması, ortak bir hayat sürdürmeleri beklenir. Ancak bu, mutlak bir fiziki birliktelik anlamına gelmeyebilir (örneğin iş veya eğitim nedeniyle geçici ayrılıklar). Sübjektif olarak ise idare, evliliğin samimiyetini, gerçek bir evlilik birliği ruhu taşıyıp taşımadığını, muvazaalı olup olmadığını araştırır. Komisyon mülakatları bu sübjektif değerlendirmenin en önemli aracıdır. Dolayısıyla şart, salt fiziki birliktelikten ibaret olmayıp, idarenin evliliğin niteliği hakkındaki kanaatini de içeren bir takdir alanı barındırır. TVK m. 16/2'de bu şarta önemli bir istisna getirilmiştir: 'Başvurudan sonra Türk vatandaşı eşin ölümü nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde birinci fıkranın (a) bendindeki şart (aile birliği içinde yaşama) aranmaz.' Bu hüküm, başvuru yapıldıktan sonra eşini kaybeden yabancıyı korumayı amaçlar. Eğer diğer şartlar (evlilik birliğiyle bağdaşmayacak faaliyette bulunmama ve milli güvenlik engeli olmama) sağlanıyorsa, sırf eşin ölümüyle aile birliği sona erdiği için başvuru reddedilemez.