Makaleye göre, özel güvenlik görevlilerinin TCK m. 6 anlamında geniş yorumla 'kamu görevlisi' sayılabileceği belirtilmektedir. Bu yorumun hukuki dayanağı nedir ve bu yorumun onların gazilik statüsü taleplerine neden bir etkisi olmamaktadır?
TCK m. 6/1-c'deki 'kamu görevlisi' tanımı, kişinin istihdam şekline (memur, işçi, sözleşmeli) veya statüsüne bakmaksızın, yürüttüğü faaliyetin niteliğine odaklanır. Tanıma göre, 'kamusal faaliyetin yürütülmesine... herhangi bir surette... katılan kişi' kamu görevlisidir. Özel güvenlik görevlileri, 5188 sayılı Kanunla kendilerine verilen yetkiler çerçevesinde (arama, kimlik sorma, zapt etme gibi) kamu güvenliğini ve düzenini sağlama yönünde kamusal bir faaliyet yürüttükleri için, bu geniş tanım kapsamında, özellikle görevleriyle bağlantılı suçlar açısından (görevi kötüye kullanma, rüşvet, görevi yaptırmamak için direnme vb.) 'kamu görevlisi' gibi sorumlu tutulurlar. Ancak bu yorumun gazilik statüsü taleplerine bir etkisi olmamaktadır çünkü gazilik, şehitlik, vazife malullüğü gibi statüler, ceza hukuku kavramlarına göre değil, İdare Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku kavramlarına göre belirlenir. Bu hukuk dallarında 'kamu görevlisi' dar anlamda, devlete organik bir bağ ile bağlı olan memur ve diğer kamu görevlilerini ifade eder. Özel güvenlik görevlileri 5188 sayılı Kanun'a göre 'işçi' statüsünde oldukları için, bu dar tanımın dışındadırlar. Dolayısıyla, ceza hukuku sorumluluğu açısından kamu görevlisi sayılmaları, idari ve sosyal güvenlik hakları açısından da aynı statüde kabul edilmeleri sonucunu doğurmaz.