Bir tacirin düzenlediği faturaya dayalı alacak için açılan itirazın iptali davasında, davalı taraf cevap dilekçesinde sadece 'yetki itirazında bulunuyorum' demekle yetinmiş, ancak yetkili mahkemeyi göstermemiştir. Mahkemenin, HMK'nin genel yetki kuralına (m. 6) dayanarak kendiliğinden yetkisizlik kararı vermesi doğru mudur? Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin bu konudaki kararının gerekçesini açıklayınız.
Hayır, doğru değildir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/8036 E., 2017/5937 K. sayılı kararında bu durum net bir şekilde hukuka aykırı bulunmuştur. Kararın gerekçesi, HMK m. 19/2'nin açık ve emredici hükmüdür. Bu madde, yetkinin kesin olmadığı davalarda (faturaya dayalı alacak davası gibi) yetki itirazında bulunan davalının, yetkili mahkemeyi bildirmesini bir zorunluluk olarak öngörmüştür. Maddenin son cümlesi, 'Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.' diyerek, bu şekil şartına uyulmamasının sonucunu kesin bir dille belirtmiştir. Davalının yetkili mahkemeyi göstermediği bir itiraz, usulen yok hükmündedir. Bu durumda mahkemenin, sanki hiç yetki itirazı yapılmamış gibi davranması ve HMK m. 19/4 uyarınca yetkili hale geldiğini kabul ederek davanın esasına girmesi gerekir. Mahkemenin, usulüne uygun olmayan bir itirazı dikkate alarak ve HMK'nın genel yetki kuralını re'sen işleterek yetkisizlik kararı vermesi, HMK m. 19'un açık lafzına aykırıdır ve bu nedenle bozma sebebidir.