Makalede, bölge adliye mahkemesinin duruşma açma veya açmama kararının 'gerekçeli' olması gerektiği savunulmaktadır. Bu görüşün hukuki dayanakları nelerdir ve bu gerekliliğin adil yargılanma hakkı açısından önemi nedir?
Bu görüşün hukuki dayanakları, Anayasa m. 141/3 ve adil/dürüst yargılanma hakkının bir unsuru olan 'gerekçeli karar hakkı'dır. - **Anayasa m. 141/3:** 'Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.' hükmü amirdir. Duruşma açılmasına veya açılmamasına yönelik karar, yargılamanın seyrini temelden etkileyen önemli bir mahkeme kararıdır ve bu anayasal zorunluluk kapsamındadır. - **Gerekçeli Karar Hakkı:** Bu hak, AİHS m. 6 kapsamında adil yargılanma hakkının bir parçasıdır. Tarafların, mahkemenin neden belirli bir sonuca ulaştığını anlamalarını, karara karşı etkili bir kanun yoluna başvurabilmelerini ve yargıya olan güvenin sağlanmasını amaçlar. Bu gerekliliğin önemi şuradadır: İstinaf kanun yolu, hem maddi hem de hukuki denetim yapar. İki dereceli yargılanma hakkının tam anlamıyla karşılanması için, mahkemeye erişimin ve sözlü yargılamanın sağlanması esastır. Bölge adliye mahkemesinin, duruşma açarak maddi vakıayı yeniden değerlendirme imkanı varken, neden bu yola başvurmadığını ve dosyayı duruşmasız olarak karara bağladığını gerekçeleriyle açıklaması, verdiği kararın keyfi olmadığını göstermesi ve tarafların bir üst kanun yolunda (temyiz) bu hususu tartışabilmesi açısından zorunludur. Gerekçesiz bir ret, mahkemeye erişim hakkının ve iki dereceli yargılanma hakkının özünü zedeleyebilir.