Anayasa Mahkemesi, Hicret Aksoy başvurusunda, başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verirken, ihlalin hem gözaltı hem de tutuklama tedbirlerini kapsadığını belirtmiştir. Gözaltı tedbirinin ölçüsüz olduğu bir durumda, tutuklama tedbirinin de evleviyetle ölçüsüz olacağı sonucuna nasıl varılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57560

Anayasa Mahkemesi, bu sonuca 'evleviyet' (a fortiori) ilkesini veya mantığını kullanarak varmıştır. Bu ilke, 'daha güçlü olan için geçerli olanın, daha zayıf olan için de geçerli olacağı' veya tersi bir akıl yürütmeyi ifade eder. Ceza muhakemesi koruma tedbirleri hiyerarşisinde, tutuklama, kişi hürriyetine en ağır müdahaleyi oluşturan tedbirdir. Gözaltı ise, ondan daha hafif bir tedbirdir. Anayasa Mahkemesi, Hicret Aksoy kararının 66. paragrafında, öncelikle gözaltı tedbirinin ölçüsüz olduğuna (gecikme ve bebeğin durumu nedenleriyle) karar vermiştir. Gözaltı gibi daha hafif bir tedbirin dahi ölçüsüz olduğu bir durumda, aynı somut koşullar altında uygulanan ve çok daha ağır bir hürriyet kısıtlaması olan tutuklama tedbirinin 'evleviyetle' (haydi haydi) ölçüsüz olacağı açıktır. Eğer daha az kısıtlayıcı bir tedbir dahi orantısız ise, daha fazla kısıtlayıcı olan tedbirin orantılı olması mantıken mümkün değildir. AYM, bu mantıksal çıkarımla, ayrıca tutuklamanın ölçülülüğü üzerine uzun bir inceleme yapmaya gerek görmeden, onun da ölçüsüz olduğu sonucuna varmıştır.